22 Şubat 2020 Cumartesi

Büyükçekmece'de, Tarihi hamam üzerine yapılan iş merkezi


Büyükçekmece'deki tarihi Yusuf Paşa Hamamı’nın üzerindeki iş merkezi, görenleri şaşırtıyor. Yapı elemanları ve süslemeleri 17. yüzyılın izlerini taşıyan ve 1800’lü yıllarda hamam olarak kullanılan tarihi yapının bitişiğine, 1987 yıllında 5 katlı iş merkezi yapılmış ve iş merkezinin son 2 katı da tarihi hamamın üstüne denk geliyor.

“TARİHE SAHİP ÇIKILMALI”

Büyükçekmece Hamam Sokağı’ndaki tarihi Yusuf Paşa Hamamı'nın bitişiğinde yıllardır 5 katlı bir iş merkezi var. İş merkezinin son 2 katı ise tarihi hamamın üstünde bulunuyor. Bir süre Büyükçekmece Belediyesi tarafından kültür merkezi olarak kullanılan ilçe sakinleri tarafından "Tarihi Eski Hamam" olarak da bilinen yapı, bugünlerde kafe olarak işletilmek üzere kiraya verildiği, ruhsat almasının ardından faaliyete geçeceği öğrenildi.

Tarihi hamamın üzerindeki iş merkezinde dükkanı bulunan Nazmi Yazıcı, “Burası epey senedir buradadır. Şu anda burası Anıtlar Kurulu’na kayıtlı ama şahsa tapulu bir yer. Bir arkadaş burayı kafe yapmak için kiraladı ama şu anda bir faaliyet yok. 2 aydır da beklemektedir” dedi. İş merkezinin yaklaşık 30 sene önce yapıldığını söyleyen Yazıcı, “Bu inşaat da sanıyorum 1987’lerde yapıldı. Hamam da altında kaldı. Bu da enteresan bir mimari, binanın altında kaldı. İçerisinde tuvalet, 2-3 ayrı bölüm, bir de salon var. Teferruatlı bir hamam olmadığını biliyorum. Tasvip edilir bir şey değil bu ama yapılmış. Tarihi eserler mutlaka korunmalıdır, tarihe sahip çıkılmalıdır. 3-4 senedir Büyükçekmece Belediyesi burada kültürel faaliyetler yapıyordu. Şu anda da bir arkadaş tarafından kafe yapılmak üzere kiralanmıştır. Herhalde 2 ay kadar oldu, herhangi bir faaliyet yok. Lambalar falan asıldı ama sanıyorum ruhsat alamıyorlar. Anıtlar Kurumu ‘bir çivi dahi çakamazsınız buraya’ dedi” diye konuştu.

“PLANLI, PROJELİ BİR BİNA”

İş merkezinin mülk sahibi Mehmet Tekdemir de hamamın üstüne bina yapılmasına ilişkin, “Bu bina 30 senelik bir bina. Zaten burayı yapan müteahhit gerekli ruhsatlarını almış. Hatta burayı alçak olduğundan dolayı bir sefer yıkmışlar, ikinci sefer ‘bu kadar yükselteceksiniz’ diyerek ruhsat vermişler. Onu da adam yapmış. Burada ruhsatlarda, vakıflarla veya herhangi bir kuruluşlarla ilgili sıkıntı yok. Planlı, projeli yapılmış bir bina. Ben sonradan aldım bu binayı. Ne tapu da bir sıkıntı var ne başka bir şeyde. Hamam olan yeri ben kullanmıyorum. Onun sahibi başka, adam kullanma hakkını almış. Burası Anıtlar Kurulu’na ait bir yer. Bina yapıldığı zaman böyle anlaştıklarına göre bir sıkıntı yok” dedi.

“TARİHİ ESERİN ÜZERİNDE BİNA OLMAMALI”

Bir çevre sakini de “1985’ten beri buradayım. Hamamın etrafının açılması iyi olur. Gelen turistler mesela ‘bunun üstünde ne var’ diye bakıyor. Binayı görünce, turistlerin hepsi şaşkınlıkla bakıyor. Tarihi eser burası, tarihi eserin üzerinde bina olmamalı. Tarihi eseri korumalıyız” dedi.

21 Şubat 2020 Cuma

İstanbul'da, iki bina arasında sıkışan 16 asırlık tarih..


Fatih'te bulunan 5. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Arkadios döneminde çıkan isyanın bastırılması üzerine, zaferi taçlandırmak üzere dikilen, günümüzde kaidesi kalan sütun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İki bina arasında sıkışmış halde duran üzerindeki motifleri de kaybolan Arkadios Sütununda derin çatlaklar görülüyor... Osmanlı döneminde kadın esirlerin satıldığı Avrat Pazarı'nın ortasında kaldığı için "Avrat Taşı" adıyla da anılıyor.

İstanbul’un her köşesinde tarihi bir yapıya rastlamak mümkün. Bunlardan biri de 5. yüzyılda İmparator Arkadios'un çıkan isyanı bastırılması üzerine zaferini taçlandırmak için dikilen sütunu Arkadios. Sütunun günümüze kalan kaidesi ise yıllardır, Cerrahpaşa'da Haseki Kadın Sokağı’ndaki üç katlı iki binanın arasında sıkışmış durumda. Sütunun önü demir korkulukla kapatılmış, fakat üzerindeki motifler bakımsızlık nedeniyle neredeyse tamamen aşınmış ve taş yapıda derin çatlaklar halde duruyor.

Tarihi sütunun bulunduğu sokakta yaşayan Hamza Vatandaş, "Burası daha evvel çöplük olarak kullanılan, senelerdir bakımsız olan bir yer. 10-15 kafile her sene buraya ziyarete geliyor. Avrupalılar bizden çok daha fazla önem veriyor. Senede bir sefer Türklerin geldiği ve sorduğu, onun haricinde gelenlerin yüzde 80’i, yüzde 90’ının yabancıların olduğu bakımsız bir yer. Bence artık Anıtlar Kurulu’nun burayı muhafaza altına alması lazım. Cam kaplamaya alınabilir. Zamanla üzerindeki motifler kayboldu. Senelerdir bakımsız olunca bütün motifler yağmurdan zarar gördü, görünmüyor. Bu çarpık kentleşmenin bir örneği. Kimse bilincinde değildi ki oraya bir iş yeri yapılsın, bir ev yapılsın diye müsaade etsinler. Bu gibi eserler dünyanın neresinde olursa olsun muhafaza altına alınırdı. Biz de yıkmadıklarına, bina yapmadıklarına şükredelim" dedi.

"ÇOK BÜYÜK BİR KAYIP"

50 yıldır bu sokakta yaşadığını söyleyen Selma Karaca ise, "Aslında yakın okulların öğrencilerinin kesinlikle çevresindeki tarihsel kalıntıları çok iyi bilmeleri gerekiyor ki korusunlar. Korumaya daha küçüklükten başlanması gerekiyor. Bu eserlerin kapatılmasına ben çok üzülüyorum. 50 yıldır buradayım, aynı semtteyim. Çeşmeler, binaların altından çıkan kümbetler, neler oldu? Ben şahsen üzülüyorum. Yurtdışına bakıyorum, ufacık tarihi eserleri koruyorlar. Bizim kökümüz çok daha fazla, İstanbul ve Fatih çok daha güzel bir yer. Böyle bir yeri değerlendirememek çok büyük bir ziyan, çok büyük bir kayıp. Öyle motifler var ki, bir sürü yaşanmışlık var aslında. Ben burası neden korunmadı, anlayamadım. Böyle iki tane bina arasında kaldı. Birkaç kere sordum, ‘arkasında ne var acaba’ diye çok merak ettim. Arkada bir fırının başka bölümleri var. Ben taşın zedelenmeyeceğini düşünüyordum, aslında her şey bir damlayla bile zedeleniyor. Kim bilir neler eridi?" dedi.

ARKADİOS SÜTUNU

Arkadios Sütunu (Avrat Taşı), Roma İmparatorluğu'nda 5. yüzyılda İmparator Arkadios'un devrinde çıkan Got isyanının bastırılması şerefine İstanbul'da dikilmiş, üstü kabartmalarla bezeli zafer sütunu. Sütun, Haseki Hürrem Camisi'nin yanındaki alanda bulunan Arkadios Forumu'nun ortasına dikilmişti. Uzunluğu çeşitli kaynaklarda 47 metre, 50,4 metre, 46,09 metre olarak belirtililyor. Bu ölçü hem Kontantianpolis'teki hem de Roma'daki benzer sütunlardan yüksek . Günümüze sadece sütun tabanı, kaidesi ve gövdesinin en alttaki bandının bir kısmını içeren 11metrelik bölümü kaldı. Arkadios sütunu, tarihçi Teofanis'e göre MÖ 403/404 yıllarında inşa edildiği, sütunun tamamlanmasının ise II. Theodosios devrinde gerçekleştiği, sütunun üzerine Arkadios'un heykelinin konulması ile 421 yılının Temmuz ayında bir tören düzenlendiği belirtiliyor. Üzerindeki heykelin 542 ve 550 yıllarındaki depremlerde zarar gördüğü; 26 Ekim 740'ta meydana gelen depremde ise devrilip bir daha yerine konamadığı düşünülüyor. Osmanlı döneminde kadın esirlerin satıldığı Avrat Pazarı'nın ortasında kalan ve Avrat Taşı adıyla da anılan sütun, 1711 yılında onarılamayacak oranda hasarlı olması ve devrilme tehlikesi nedeniyle kaidesi dışında yıktırıldı