6 Ocak 2020 Pazartesi

TRAFİK MAGANDALARI 3. KÖPRÜDE TEHLİKE SAÇTI


Üstü tarih altı büfe



İstanbul’da Ortaköy ile Arnavutköy arasındaki sahil yolu üzerinde Kuruçeşme Parkı’nın tam karşısında bulunan Tezkireci Osman Efendi Camisi, 1740’da Sultan I. Mahmut’un tezkirecisi Osman Efendi tarafından yaptırıldı. İstanbul Boğazı’nın incilerinden biri olarak görülen ahşap kaplamalı caminin bugünkü durumu ise içler acısı. İbadethanenin hemen bitişiğinde 1682 tarihli Köprülü Hemşiresi Çeşmesi de bilinçsizliğin kurbanı olmuş durumda. Kuruçeşme’ye adını veren tarihi çeşmeden su akması gerekirken, kurnasında çöpler bulunuyor. Tezkireci Osman Efendi Cami’nin içine girdiğimizde ise karşımıza çıkan ilk manzara, tabanın delinip döşenen boru hatları ve kablolar. Hoyratlıkta sınır tanımayanlar, tarihi mirasın orijinal görüntüsünü bozdukları gibi, duvarları delerek gelişigüzel parçalar da ilave etmiş. Hem iç hem dış cephedeki sıvaların yer yer döküldüğü camide, görevliler için ayrılan kısma yapılan eklentiler eserin orijinal görünümünü bozmuş. Pek çok tarihi yapıda gördüğümüz klima motor ve aksamlar burada da karşımıza çıktı. Titizlikle korunması gereken eserin, altında bulunan kafe ve büfe de eserin bütünlüğüne darbe vurmuş

‘En büyük sorun maalesef cehalet’

Yüksek Mimar Doğan Hasol hoyratlığın kurbanı olan tarihi yapıya ilişkin şunları söyledi:

“İstanbul, kültürel, mimari ve arkeolojik değerler bakımından emsalsiz bir hazine. Bu alan gerçek bir müze kent. Ne var ki bizim insanımız, bu bolluk içinde ‘koruma’ kavramının çok uzağında. Yerüstü ve yeraltı değerlerin yok edilmesine neredeyse seyirci kalıyoruz. Bu değerler hangi döneme ilişkin olursa olsun bize aittir. Söz konusu eserlerimizi korumak hepimizin insanlık görevlerimiz arasında. İlgisiz, duyarsız, saygısız müdahaleler onların tahribine yol açar. Uygar hiçbir bir ülke tarihi mirasın tahrip edilmesine göz yummaz. Bizde bu alanda çok ciddi sorunlar var. Elimizdeki eserleri korumamız lazım.

Mimarlık mirası bir ülkede yaşamış insanların kültür yaşam tarzları hakkında çok düzgün fikir verir. Devletin eksikliği de var. Klima motorlarına, kablolara izin verilmemeli. Yerel yönetimlerin bu tür uygunsuz eklentilere müdahale etmesi gerekir. Bir yörenin en iyi göstergesi tarihsel kültürel mirasıdır. Tarihi cami bu hale gelene kadar yetkililer ne yaptılar? Türkiye’nin en büyük sorunu maalesef cehalet.”

Yılbaşında havaya ateş açan magandaların hedefi oldular


5 Ocak 2020 Pazar

Beylikdüzü'nde müşterisinin yüzüne tekme atan maganda


"İstanbul'da 30 yıl içinde 7,4 büyüklüğünde deprem olasılığı yüzde 70"

17 Ağustos depreminin 20'inci yıldönümünde dikkatler uzmanların yıllardır "büyük deprem" uyarısında bulunduğu İstanbul'a çevrildi.
Alman sismolog Prof. Dr. Marco Bohnhoff, İstanbul'da büyük bir deprem yaşanması tehlikesinin her geçen gün daha da arttığını, sonuçlarının da dramatik olacağını söyledi.

Yerbilimleri araştırmalarıyla dünyanın önde gelen kurumlarından sayılan Potsdam merkezli Jeolojik Araştırmalar Merkezi'nin (GFZ) uzmanlarından Bohnoff, depremin İstanbul merkezine çok yakın bir mesafede olacak olması nedeniyle etkisinin de büyük olacağına dikkat çekti.

Türkiye'deki Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ve araştırma enstitüleri ile yakın işbirliği yürüten ve bu kapsamda geliştirilen projelerle Marmara bölgesindeki yer hareketlerini anbean izleyen Bohnhoff DW Türkçe'nin sorularını yanıtladı.