25 Eylül 2020 Cuma

Trafik magandası dördüzleri ayırdı


 

Bağcılar'da, taksi şoförlerinin yol verme kavgası


 

Beyoğlu'nda güpegündüz yapılan soygunu, diğer esnaf izledi


 

Sultangazi'de, marketçiyi rehin alıp soygun yaptılar


 

Kadıköy ve Ataköy'de,bahşiş almak için arabalara saldırdılar


 

Esenler'de,gündüz vakti 150 kiloluk kasayı çaldılar


 

19 Eylül 2020 Cumartesi

Esenyurt'da bir kuyumcu,mahalle sakinlerini dolandırdı


 

Tuzla'da, Kafe'de çıkan çatışmada 1 kişi öldü


 

Bağcılar'da, güpegündüz, herkesin gözü önünde soydular


 

Arnavutköy'de site içinde yapılan düğüne polis ekipleri müdahale etti


 

Arnavutköy'de site içinde gerçekleştirilen davullu zurnalı düğün, polis ekiplerinin müdahalesi ile durdu. Polis ekipleri, düğün sahipleri hakkında cezai işlem yaptı.

Arnavutköy'de bulunan sitede davullu zurnalı düğün yapıldığı ve sosyal mesafe kurallarının ihlal edildiği ihbarı üzerine polis harekete geçti. Polis ekipleri düğünün yapıldığı yere giderek araçtan anons yaptı. Yapılan anons üzerine düğün durduruldu. Polis ekipleri, kurallara uymayan düğün sahiplerine cezai işlem yaptı. O anlar bir vatandaşın cep telefonu kamerasına yansıdı.

28 Mayıs 2020 Perşembe

Sultanbeyli'de,iki aile arasında çıkan kavga ve Kadıköy'de,kız meselesi yüzünden çıkan kavga


Bayrampaşa'da bir parkta sapık alarmı


Beyoğlu'nda,temizlik görevlisinin,yaşlı kadınla kavgası


Fatih'de, yanan kamyonu benzinciye soktu


Zeytinburnu'nda,kapkaç çetesinin tuzağına düşen genç


26 Mayıs 2020 Salı

Beyoğlu'nda kargocudan,apartman sakinlerini şoke eden hareket

Beyoğlu'nda paket teslim eden kargocu apartmanın girişine idrarını yaptı. Apartman sakinlerini şoke eden hareket güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, dün Kulaksız Mahallesi'ndeki apartmanda meydana geldi. Paket teslim etmeye giden kargo görevlisi, paketi teslim ettikten sonra çıkmak üzereyken apartmanın girişine idrarını yaptı. Giriş kattaki dairede yaşayanların duvarda ıslaklığı fark etmesi üzerine çocukların duvara tuvaletini yaptığını düşündü. Ancak güvenlik kameraları incelendiğinde idrarını yapan kişinin paket teslim etmeye gelen kargo çalışanı olduğu anlaşıldı. Apartman sakinleri kargo görevlisinden şikayetçi oldu

Karaköy'de, yaşlı adamın fitre ve zekat parasını çaldılar


23 Mayıs 2020 Cumartesi

Polisten kaçan hırsızlar böyle yakalandı


Beykoz'da bir kadın,kendisini taciz eden kişi tarafından vurularak öldürüldü


Sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 13 kişilik arkadaş grubu polise yakalandı

Beyoğlu'nda sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden 13 kişilik arkadaş grubu polise yakalandı. Topluca gezen, sosyal mesafe kuralını hiçe sayan kişilerden sadece birinin maske taktığı görüldü. Kısıtlamaya uymayan kişilerin her birine 3 bin 150 lira para cezası kesildi.

Koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasını hiçe sayan 13 kişilik arkadaş grubu Tarlabaşı Bulvarı üzerinde toplu halde gezerken polis ekipleri tarafından yakalandı. Sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal eden ve topluca gezerek sosyal mesafe kuralına da uymayan kişilerden sadece bir tanesinin maske taktığı görüldü. Beyoğlu Güvenlik Büro ve Yunus ekipleri tarafından durdurulan 13 kişiye üst araması yapılıp GBT sorgusu yapıldı. Her birine 3 bin 150 lira para cezası kesilen kişiler daha sonra ikişer üçer olarak ayrı yönlere gönderildi.

Esenyurt'da,fırıncılar odunlarla birbirine girdi


Çay hasadı yapmak için köylerine geri döndüler.


Eee.. Hani köylerde aş yoktu,iş yoktu ?
 
İSTANBUL'UN,ASLINDA NASIL YAĞMALANDIĞINI GÖSTEREN,ÇOK ÖNEMLİ BİR HABER
 
TABİ ANLAYANA !!!

Çekmeköy'de,site sakini,tartıştığı güvenlik görevlisini öldürdü


Maltepe'de, Pide satan fırıncıları vurdu


9 Mayıs 2020 Cumartesi

Haliç'te motosiklet üzerinde tehlikeli yolculuk kameraya böyle yansıdı

İstanbul'da bir motosikletli, hem kendini hem trafiği tehlikeye sokacak şekilde motosiklet üzerinde yüz üstü uzanarak yolculuk yaptı. Yürekleri ağza getiren yolculuk bir sürücünün cep telefonu kamerasına yansıdı.

Görüntüler trafikte seyir halinde bir araçtan dün saat 19.00 sıralarından Haliç Köprüsü üzerinde çekildi. D - 100 Karayolu Kadıköy istikametinde seyir halinde olan motosikletin sürücüsü, hem kendini hem trafiği tehlikeye sokacak şekilde yolculuk yaptı. Motosikleti üzerinde yüz üstü uzanarak bir süre yolculuk yapan sürücü yürekleri ağza getirdi.

29 Nisan 2020 Çarşamba

Tarihi Kılıç Ali Paşa Medresesi'nin kubbelerini soydular

 
BEYOĞLU'ndaki tarihi Kılıç Ali Paşa Medresesi'nin kubbeleri hırsızların hedefi oldu. Polis ekipleri, kubbelerdeki kurşun plakaları çalan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Tarihi medresenin kubbelerindeki kurşunların 15 gün öncede hırsızların hedefi olduğu öğrenildi.

Olay, Beyoğlu'nda 1588 yılında tamamlanan 432 yıllık Mimar Sinan'ın eseri Kılıç Ali Paşa Medresesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre geçtiğimiz Pazartesi gecesi Kılıç Ali Paşa Medresesi'ne gelen şüpheliler kubbelerin olduğu bölgeye çıktı. Gece saatlerinin sakinliğinden de faydalanan şüpheliler kubbelerin üzerinde bulunan kurşun plakaları sökmeye başladı. Şüpheliler söktükleri kurşunları yanlarında getirdikleri arabaya yükleyerek olay yerinden kaçtı. Sabah saatlerinde medreseye gelen görevliler durumu fark ederek polis ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen ekipler güvenlik kamera incelemeye aldı. Polisin şüphelileri yakalama çalışmaları devam ediyor.

15 GÜN ÖNCE DE KURŞUNLAR ÇALINMIŞ
Tarihi medresenin kubbelerindeki kurşunların 15 gün öncede hırsızların hedefi olduğu öğrenildi. Yapılan soruşturma kapsamında şüphelilerin tespit edilerek yakalandığı kaydedildi.

TAHRİBAT HAVADAN GÖRÜNTÜLENDİ

Tarihi kubbelerin zarar görmemesi için çalışanlar açık kalan yerleri naylon örtülerle kapatarak önlem aldı. Naylon örtülerle kapatılan kubbeler havadan da görüntülenirken şüpheliler tarafından verilen tahribat gözler önüne serildi.

23 Nisan 2020 Perşembe

Defineciler,Bizans sarnıcını paramparça ettiler


Karaköy’deki Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi,tahribata uğradı.

İstanbul'un göbeğinde Lale Devri’nin temsil yapılarından biri olan Karaköy’deki Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi, tahribata uğradı. İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Sanat Tarihçisi Mahir Polat, bu gibi eserlerin korunması için önleyici koruma tedbirlerinin artırılması gerektiğini söyledi.

I.Mahmud’un annesi ve II. Mustafa’nın eşi Saliha Sultan adına 1732-1733 yıllarında Karaköy’de yaptırılan ve “Azapkapı Çeşmesi” ya da “Galata Çeşmesi” adlarıyla da bilinen çeşmenin varaklı madalyonun bir parçası İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Sanat Tarihçisi Mahir Polat’ın iddiasına göre muhtemelen altın görünümlü olması nedeniyle metal kesici bir alet ile parçalanarak çıkarılmış.

İBB Kültür Varlıkları Daire Başkanı Sanat Tarihçisi Mahir Polat, tarihi çeşme ile ilgili konuştu. Polat, “Gördüğümüz bu mimari eleman ( madalyon) aslında pirinç bir eleman. Genellikle üstü de varaklandığı için bir çeşit vandalizme kurban olmuş. Görüyoruz zaten, bir metal kesici ile parçalanılarak, oradan bir bölüm çıkarılmış. Buraların rutin denetim ve bakımları ne yazık ki büyük oranda ihmal edilmiş. Etkin bir şekilde gözetmek ve korumak gerekir” dedi.

LALE DEVRİ’NİN TEMSİL YAPILARINDAN BİRİ

Çeşmenin tarihini ve önemini anlatan Polat, şunları söyledi:

“Azapkapı denilen mıntıkadayız. Burası tarihi Ceneviz Surlarının bittiği noktalardan birisiydi. Hemen yan tarafımızda Azapkapı’ya adını veren, tarihi tersane binalarına açılan Azaplar kapısının olduğu noktadayız. Buranın cadde genişletmeleri sırasında ortadan kaldırılan bir yapıydı bu tabii. Bu arada semte ismini veren Azapkapı’nın bugün en önemli yadigarlarından birisi Azapkapı Sokullu Camii ve onun hemen önündeki bu Saliha Sultan Sebili ve Çeşmesi. Yanında bir de sübyan mektebi vardı yine Saliha Sultan tarafından yapılan. O yine 1930-40’lı yıllardaki imar faaliyetleri sırasında ortadan kalkmış bir yapı. Bugüne ulaşmadı ne yazık ki. Bugün tek başına duran, bir sebil gibi görüyoruz. Saliha Sultan önemli bir figür, I. Mahmud’un annesi, II. Mustafa’nın da eşi. Lale Devri dediğimiz dönemin etkin siyasi isimlerinden bu insanlar. Bu dönem tabii Patrona Halil İsyanı'nın da olduğu yıllar. İstanbul’un Karakteristik olarak 18. Yüzyılın başındaki mimari, kültürel, estetik zevkini yansıtan bir örnek burası. Çok değerli bir çeşme ve sebil.”

“BİR ÇEŞİT VANDALİZME KURBAN OLDU”

“Ne yazık ki bu çevrede Saliha Sultan Sebili ve etrafındaki yapılar İstanbul genelinde, bir kültürel miras vandalizmden yüksek sayıda olayla etkileniyorlar" diyen Polat, şöyle devam etti:

"Bu çevrede 2000’li yılların başından itibaren zaten bir mutenalaşma ya da benzeri bir etki gözleniyordu. 2005 yılında burada etkili bir restorasyon çalışması yapıldı. O dönemde cepheler temizlendi, sistem yenilendi, büyük oranda bakımı, restorasyonu yapıldı ve çeşmeye lüleler de takılarak su da alınabilir bir hale gelmişti. Fakat ne yazık ki bu aradan geçen süre içinde, şehrin merkezindeki bu yapı istenildiği gibi korunmadı. Sürekli insanın etkisinde kirletildi, tahrip edildi ya da belirli aşamalarda aşındı. Lokal ölçekli tahripler sürekli oluyor zaten, burada görebilirsiniz çevredeki kararmalar ve benzeri etkiler aslında ateş yakılması ve ısınılmasıyla ilgili bir sosyolojik vakadır. Evsiz insanların burayı barınma amacıyla kullanması ile alakalı bir şey bu. Bu tahrip olma durumunun dışında bir de böyle açık vandalizm etkilenme durumu var. Bugün konu olan bu rozetin tahrip edilerek, muhtemelen bir kesici aletle alınması gibi. Gördüğümüz bu mimari eleman aslında pirinç bir eleman. Genellikle üstü de varaklandığı için bir çeşit vandalizme kurban olmuş. Görüyoruz zaten, bir metal kesici ile parçalanarak, oradan bir bölüm çıkarılmış. Buraların rutin denetim ve bakımları ne yazık ki büyük oranda ihmal edilmiş. Etkin bir şekilde gözetmek ve korumak gerekir. Fakat geçtiğimiz dönemlerde bu büyük oranda bir sistematiğe kavuşmamış bir yapı. Bu tür tahripler de dolayısıyla süreklilik içinde gözlenemiyor. Muhtemelen son 1 yıl içinde olmuş bir tahrip ile karşı karşıyayız. Ve genellikle de halkın dikkat çekmesiyle ortaya çıkabilir durumlar oluyor. Biz rutin kontroller ile, bakımlarla fark ediyoruz. Görebildiğimiz 2008 sonu itibarıyla alanda sürekli bir yanma ya da cephede ısınmaya dayalı kararmayla ilgili bir tahrip olduğunu biliyorduk fakat bu yeni fark ettiğimiz bir şey.”

22 Nisan 2020 Çarşamba

Sultanbeyli'de,20 yaşın altındaki gençten kimlik numarası


Sultangazi'de, marketçi ve müşterinin Polise yakalanma anları


Sultanbeyli'de,kısıtlamaya uymayan şahıs, polise zor anlar yaşattı


İstanbul'da boş arazide ,çok sayıda kemik ve kafatası bulundu

Avcılar’da boş arazi üzerine bırakılmış çuvalın içerisinde insana ait çok sayıda kemik ve kafatası bulundu. Bir vatandaşın ihbarı üzerine ortaya çıkan korkunç olayda bulunan kemikler incelenmek üzere Adlı Tıp Kurumuna gönderildi.

Olay, dün akşam saatlerinde Firüzköy Mahallesinde bulunan boş bir arazide meydana geldi. Tarımla uğraşan bir vatandaş koyunlarını otlattığı sırada arazi üzerinde bir çuvala rastladı. Çuvalın içini açan adam gördüklerine inanamadı. Çuvalın içinde çok sayıda kemik ve kafatası ile karşı karşıya kaldı. Şoke olan adam elinden çuvalı bırakarak polis ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine polis ekipleri sevk edildi. İlk incelemelerin ardından Avcılar Asayiş Büro ekipleri ve olay yeri inceleme ekiplerine haber verildi. Olay yeri inceleme yaptığı değerlendirmede çuvalın içinde bulunanların kafatası ve çeşitli vücut uzuvlarına ait kemik parçaları olduğunu bildirdi. Yapılan çalışmaların ardından kemikler ve kafatası incelenmek üzere Adlı Tıp Kurumuna gönderildi. Polisin olayla ilgili çalışması sürüyor.

16 Nisan 2020 Perşembe

Sokağa çıkma yasağında,İstanbul'da olanlardan bir kesit.


Sultangazi'de hırdavatçı dükkanını kahvehaneye çevirdiler

Sultangazi'de kahvehaneye çevrilerek oyun oynatılan bir hırdavatçı dükkanına düzenlenen operasyonda 10 kişi gözaltına alındı. İş yeri sahibi "Çay içiyoruz" dedi.

 Koronavirüs tedbirleri kapsamında denetimlerini artıran Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, Cebeci Mahallesi'nde hırdavatçı dükkanında kumar oynatıldığı ihbarı üzerine harekete geçti. İş yerine yapılan baskında koronavirüs tehdidine aldırmayarak bir araya gelen 10 kişinin iskambil kağıtlarıyla oyun oynadığı belirlendi. Hırdavatçı dükkanın kahveye dönüştürüldüğü ortaya çıktı. Polisin, "Ne yapıyorsunuz burada?" şeklindeki sorusuna iş yeri sahibi "Çay içiyoruz" diye cevap verdi. İş yeri sahibi ile birlikte 10 kişiye ceza yazıldı.

Ceza ödememek için Polislere bıçak çektiler


23 Mart 2020 Pazartesi

İstanbul’daki küçük Asya

İstanbul’un Kumkapı semti, birkaç yıldır Orta Asya ve Afrika mozaiğine teslim olmuş durumda. Sokaklarda Pakistanlı, Afgan, Özbek uyruklular, köşe başlarında toplaşan Gabon veya Ganalı gençler, Kumkapı’nın özeti... Nişanca’dan Molla Taşı’na doğru uzanan bölge, Afganistan, Pakistan sokaklarına nazire yapan görüntüler içerirken, Urduca, Peştunca, Farça, Özbekçe ve Türkmence tabelalar her yanı sarmış.

Merdivenaltı işler

Kaçak göçmenler arasında Afgan ve
Pakistanlılar çoğunluğu oluştururken, Özbek, Türkmen, Tacik, Afrikalı ve Bangladeşliler azımsanmayacak oranda bulunuyor. Kumkapı’nın bir avuç eskisi ise yaşadıkları semti tanıyamaz olduklarından dem vuruyorlar. 1.500 - 2 bin lira maaşla merdivenaltı atölyelerde çalıştırılan kaçak göçmenler, bir göz odalı evlerde 10 - 15 kişi kalıyor. Avrupa’ya kapağı atmak Afgan ve Afrikalıların hayallerini süslerken, Kumkapı’nın en mutlu göçmenleri ise Bangladeş ve Pakistanlılar. Bu iki ülkeden kaçıp gelenler, Kumkapı’yı sevdiklerinj söylüyor.

Düzen kurmuşlar

İstanbul’da kendi gettolarını yaratan göçmenlerin en büyük sosyal aktivitesi ise akşam olduğunda soydaşlarının açtığı lokantalarda oturup dertleşmek. Buhari Kafe’nin müdavimlerinden Özbek göçmen Furkan Arteka, Andican şehrinden geldiğini belirterek, “Ailemizi memlekette bıraktık. Bir yıldır lokantacılık yapıyoruz. Aynı zamanda Andican’dan getirdiğimiz bazı gıda ürünlerini tezgah kurup satıyoruz. Avrupa kapıları açarsa gitmek isteriz ama Afganlar gibi kaçak yolları tercih etmeyiz. Yerleşik düzenimiz var. 2 odalı evlerin kirası 1500 lira. 8-10 arkadaş bir araya gelip ev tutunca masraf azalıyor. Özbek yemekleri Kumkapı’da revaçta, bizim dışımızda Pakistan, Bangladeş lokantaları da rağbet görüyor” dedi.

‘Onların yüzünden iş bulamıyorum’

Kumkapı’nın az sayıdaki yerlileri ile konuştuğumuzda, bir kısmı durumdan memnun olduğunu, bir kısmı da işlerinin sekteye uğradığını dile getirdi. Ortaya çıkan ucuz iş gücü nedeniyle iş bulmakta güçlük çektiğini söyleyen isimlerden Mahmut Turgut, “Kumkapı yabancıların meskeni oldu. Her türlü insan var. Merdivenaltı işçi olarak çalışıyorlar. Çoğu kaçak” dedi.

Afganistan bayrağı

Kumkapı’da esnaf Muhammet Kalın, “Kapağı İstanbul’a atan göçmenlerin ilk durağı Kumkapı. Kiralar ucuz ve her milletten insan kendi soydaşını buluyor. Kavga gürültüyü Suriyeliler çıkartıyor. Çünkü palazlandılar. Diğerleri daha çekingen” dedi.

‘Korkarsınız burada’

Kumkapı’nın müdavimlerinden boyacı Kenan, “Kendi semtime yabancı kalmışım gibi hissediyorum. 15-20 yıl önce cennet gibi olan mahalle ne hallere düştü. Yabancı düşmanı değiliz ama göçmenler işlerimizi elimizden aldı. Ucuz iş ve işçilik bizi sekteye uğrattı” diye konuştu.

‘Göçmen ilçesi olduk’

Nişanca Muhtarı Zübeyir Yiğitalp, Fatih’in göçmenlerin merkezi haline geldiğini belirterek şunları anlattı: “İlçemizde Pakistan, Afganistan, Özbekistan, Tacikistan, Afrikalı ne ararsan var. Yusufpaşa Suriyeliler’in, Akşemsettin zengin Araplar’ın, Kumkapı gariban kaçak göçmenlerin mekanı.Burada gördüğünüz insanların yüzde 70’i kaçak. Mahallede her gün olay çıkıyor. Kumkapı’da gerçekten denetleme yapılsa göçmenlerin yüzde 70’i sınır dışı edilir. Göçmenler kendi lokantalarından çıkmaz. Bazıları kriminal işlere bulaşıyor. Molla Taşı’ndaki dükkanları araştırsınlar. Çoğunun kaçak olduğu görülür. 2 ay önce bir Afganın kasap dükkanında denetim yapıldı. Tavuk reyonuna saklanmış uyuşturucu bulundu. Meğer satıcıymış. Kimler nerede, hangi amaçla oturuyor belli değil.”

‘Burası evimiz’

Bangladeşli lokantacı Gayyum Gani “Oturma iznim var. Kumkapı evimiz gibi. Avrupa’ya gitmek istemiyoruz” dedi. Konfeksiyonda çalışan Bangladeşli Sayfulislam Nida da, Türkiye’yi kardeş ülke olarak görüyor. Haftalık kazancının 550 lira olduğunu söyleyen Gani, “Ev kiramız 1500 lira, kişi başına 150 lira veriyoruz. Avrupa’ya gitmek gibi bir düşüncem yok” diye konuştu.



Koronavirüse karşı saf alkol içtiler- 20 Ölü


Hastalık riskine rağmen,Belgrad ormanlarında mangal yaptılar


19 Mart 2020 Perşembe

Fatih'te kaldırım çalışması: Tarihi çeşme kaldırıma gömüldü

Fatih Saraçhane'de Damat İbrahim Paşa Camii'nin ön cephesinde bulunan tarihi çeşmenin bir kısmı kaldırım çalışmasında yer altında kaldı.

Fatih Dedeefendi Caddesi'nde kaldırım çalışması yapıldı. Fatih Belediyesi tarafından yüklenici firmaya yaptırılan çalışma sırasında 300 yıllık Damat İbrahim Paşa Camii'nin ön cephesinde bulunan tarihi çeşmenin bir bölümü kaldırım altında kaldı. 1720 yılında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından yaptırılan tarihi çeşme yaklaşık 40 santimetre aşağıda kaldı. Mahalle sakinleri duruma tepki gösterdi. Necmettin Yıldı, "Yaklaşık 30 yıldır bu semtte oturuyorum. Çocukluğumda bu çeşmede elimi yıkamak için merdiven kullanırdım. Burada asfalt yapıla yapıla, tarihi çeşme gözükmüyor" dedi.

18 Mart 2020 Çarşamba

Galata Kulesi'nin,bilinmeyen iki küçük kardeşi, yıkılmak üzere

İstanbul'un kendine özgü siluetinde önemli bir yer tutan Galata Kulesi'nin yakınında iki kule daha bulunuyor. Kuleler, temel hizasından itibaren çok büyük hasar görmüş, statik açıdan çok zayıf durumda bulunuyor. Kulelerden birine bağlanan sur hattı Galata'daki bir restoranın içinde kalırken, diğerine bağlanan sur hattının bulunduğu alan ise çöplerle dolmuş durumda.

Galata Kulesi kadar bilinmese de bu iki kule de Cenevizliler tarafından 14. yüzyılda inşa edilmiş, fakat günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kars gezisi sırasında gazetecilere bölgede başka kulelerin de varlığından söz etmiş bunların restore edileceğini söylemişti. Kulelerin restorasyonun önemli olduğunu söyleyen Medipol Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Hasan Sercan Sağlam, bölgenin tarihi yapısıyla ilgili şunları söyledi:

"Cenevizliler, Galata'ya 1267 yılında gelmişlerdir ve ilk olarak burası savunmasız bir mahalle durumundaydı. Bizans İmparatoru'ndan alınan bir imtiyaz sonucu 1304'ten itibaren Cenevizliler, Galata'yı peyderpey sur ve kulelerle çevrelemeye başlamışlardır. Cenevizliler'in Galata'daki kolonisi, ilk başta kıyıdaki düzlük boyunca Azap Kapı'yla Tophane arasında uzanmaktaydı ve Galata Kulesi'nin bugün bulunmuş olduğu tepe bu alana dahil değildi. Lakin 1330'lardan başlayarak Cenevizliler, mahallelerin sınırını genişletmişler ve tepelik olan kısma doğru bunu uzatmışlardır. Daha sonra da buraya düzenli olarak birtakım kule ve surlar inşa etmişlerdir. Şu anda arkamızda bulunan bu iki kule parçası ki aralarında surlar da bulunmaktadır, Galata Kulesi'nin hemen altında uzanmakta olup 1348'de inşa edilen Galata Kulesi'nden bir müddet önce inşa edilmiş olmalı ve elimizdeki kaynaklara göre bunları yaklaşık olarak 1335'le 1348 arasına tarihleyebiliriz. Galata Kulesi'nin yakınlarında iki adet kulenin tespit edildiği ve koruma altına alınacağı şeklinde bir haber mevcut. Hem tarihsel olarak hem de mekansal olarak bu iki adet yarım daire biçimli kulenin söz edilen kuleler olması çok muhtemel. Çünkü en ilintili yapılar olduklarını söyleyebiliriz."

"ADETA UNUTULMUŞ DURUMDALAR"

Dr. Hasan Sercan Sağlam, "Bu kulelerin tarihçesi kamuoyunda pek bilinmiyor ve adeta unutulmuş durumdalar. Modern yapıların ve tahribatın getirmiş olduğu sonuç neticesinde de kulelerin çok ciddi yıkılma tehlikesi bulunmakta. O yüzden ilgili koruma kararları neticesindeki gelişmeler, hiç şüphesiz hem kulelerin bilinirliğini arttıracak hem de korunmasına ön ayak olacaktır. Bu kuleler esasında 19. yüzyılın sonlarına kadar gözükmekteydi. Fakat daha sonra önlerinde ve arkalarında bulunan alanlar açık arttırma usulüyle satılarak şahıslara devredildi ve buraya yeni inşalar gerçekleşti. Bu yüzden de kulelerin yıkılan kısımları dışında, geriye kalan kısımları da adeta yeni yapıların arkasında kaldı ve zamanla unutuldu. 20. yüzyıl boyunca Galata kulelerinin neredeyse hiçbir kısmı gözükmemekteydi. Fakat günümüze doğru bu yapılarda yavaş yavaş yıkılmaya başlandığında Galata surlarına ait diğer parçalar ve kuleler tekrar ortaya çıkmaya başladı. Fakat yine de modern yapılaşmanın arasına sıkışmış, adeta unutulmuş ve güçlükle görülebilen daha birçok kule ve sur parçası mevcut." dedi.

"İKİ KULE ÇOK KÖTÜ DURUMDA"

"Sözünü etmiş olduğumuz iki kule ne yazık ki bugün çok kötü durumda." diyen Sağlam, "Çünkü özellikle 19. yüzyılda kulelerin hemen önlerinde uzanmakta olan hendekler doldurularak, bu alanlar 1864'ten itibaren imara açılıyor ve bu şekilde belediyeye gelir kazandırılıyor. Bu yüzden de kulelerin temel düzeyi çok hasar görmüş ve buralara yeni binalar inşa edilmiş. Çok yakın zamana kadar bu binalar hala yerinde durmaktaydı. Hem bu binaların 19. yüzyılda inşası sırasında hem de günümüzde yaşanan bu yıkımlar sebebiyle kuleler, temel hizasından itibaren çok büyük hasar görmüş durumdalar. Bu yüzden özellikle de statik açıdan çok zayıf durumdalar. Bir deprem tehlikesi olursa şayet, kulelerin buna dayanabileceğini söylemek güç" ifadesini kullandı.

Öte yandan 700 yıllık kulelerle ve kulelere bağlanan sur hattının bakımsızlık ile doğal koşullardan dolayı hasar aldığı görüldü. Kulelerden birine bağlanan sur hattı Galata'daki bir restoranın içinde kalırken, diğerine bağlanan sur hattının bulunduğu alan ise çöplerle dolmuş durumda

10 Mart 2020 Salı

Laleli'deki soygun girişimine,çevre esnafı müdahale etti


İSTANBUL'DA KURYELİK YAPAN BİR KARI-KOCA, 3 KİLO ALTINI NAKLEDERKEN SALDIRIYA UĞRADI


İstanbul'da,çete reisini tehdit edince kaçırıp etek giydirdiler


Avcılar'da,Otizm hastası genci,kızarkadaşına laf attığı iddiası ile dövdü


8 Mart 2020 Pazar

22:00'DAN SONRA ALKOL SATMAYAN TEKEL BAYİİNİ BASTI


İbrahim Tatlıses'in yeğenine kapkaç yaptılar


Okmeydanı'nda,9 yaşındaki kız çocuğuna taciz iddiası


Hamile kadına kapkaç şoku


Halk otobüsünde,yanında oturan kadını taciz etti


Esenyurt'da,gasp edip saldırdığı kadını bıçakladı


Aksaray'da, sokak ortasında kadına saldırdı


5 Mart 2020 Perşembe

Sefaköy Metrobüs durağında, taciz gerginliği


Pendik'te,Metrodan çıkan kadına cinsel saldırı


Beyoğlu'nda,Devrim Erbil resimlerini tahrip edenler yakalandı


Plakalarını gizleyip köprüden geçmek isteyen araçlar,polise yakalandı


Kadıköy'de bir minibüs,ters yöne girdi, yaşlı kadını ezdi


4 Mart 2020 Çarşamba

Nişantaşı'nda,sahte nakliye firmasından gelen hırsızlar tarafından soyuldular


Kadıköy'de,bankta oturan nişanlı çifti ezdi


İstanbul,Fatih'de,kundakçı dehşeti - 9 aracı yaktılar


Sultangazi'de,küçük kızı taciz edip küpesini çaldı


Polisin belindeki silahı alıp,ayağından vurdu


22 Şubat 2020 Cumartesi

Büyükçekmece'de, Tarihi hamam üzerine yapılan iş merkezi


Büyükçekmece'deki tarihi Yusuf Paşa Hamamı’nın üzerindeki iş merkezi, görenleri şaşırtıyor. Yapı elemanları ve süslemeleri 17. yüzyılın izlerini taşıyan ve 1800’lü yıllarda hamam olarak kullanılan tarihi yapının bitişiğine, 1987 yıllında 5 katlı iş merkezi yapılmış ve iş merkezinin son 2 katı da tarihi hamamın üstüne denk geliyor.

“TARİHE SAHİP ÇIKILMALI”

Büyükçekmece Hamam Sokağı’ndaki tarihi Yusuf Paşa Hamamı'nın bitişiğinde yıllardır 5 katlı bir iş merkezi var. İş merkezinin son 2 katı ise tarihi hamamın üstünde bulunuyor. Bir süre Büyükçekmece Belediyesi tarafından kültür merkezi olarak kullanılan ilçe sakinleri tarafından "Tarihi Eski Hamam" olarak da bilinen yapı, bugünlerde kafe olarak işletilmek üzere kiraya verildiği, ruhsat almasının ardından faaliyete geçeceği öğrenildi.

Tarihi hamamın üzerindeki iş merkezinde dükkanı bulunan Nazmi Yazıcı, “Burası epey senedir buradadır. Şu anda burası Anıtlar Kurulu’na kayıtlı ama şahsa tapulu bir yer. Bir arkadaş burayı kafe yapmak için kiraladı ama şu anda bir faaliyet yok. 2 aydır da beklemektedir” dedi. İş merkezinin yaklaşık 30 sene önce yapıldığını söyleyen Yazıcı, “Bu inşaat da sanıyorum 1987’lerde yapıldı. Hamam da altında kaldı. Bu da enteresan bir mimari, binanın altında kaldı. İçerisinde tuvalet, 2-3 ayrı bölüm, bir de salon var. Teferruatlı bir hamam olmadığını biliyorum. Tasvip edilir bir şey değil bu ama yapılmış. Tarihi eserler mutlaka korunmalıdır, tarihe sahip çıkılmalıdır. 3-4 senedir Büyükçekmece Belediyesi burada kültürel faaliyetler yapıyordu. Şu anda da bir arkadaş tarafından kafe yapılmak üzere kiralanmıştır. Herhalde 2 ay kadar oldu, herhangi bir faaliyet yok. Lambalar falan asıldı ama sanıyorum ruhsat alamıyorlar. Anıtlar Kurumu ‘bir çivi dahi çakamazsınız buraya’ dedi” diye konuştu.

“PLANLI, PROJELİ BİR BİNA”

İş merkezinin mülk sahibi Mehmet Tekdemir de hamamın üstüne bina yapılmasına ilişkin, “Bu bina 30 senelik bir bina. Zaten burayı yapan müteahhit gerekli ruhsatlarını almış. Hatta burayı alçak olduğundan dolayı bir sefer yıkmışlar, ikinci sefer ‘bu kadar yükselteceksiniz’ diyerek ruhsat vermişler. Onu da adam yapmış. Burada ruhsatlarda, vakıflarla veya herhangi bir kuruluşlarla ilgili sıkıntı yok. Planlı, projeli yapılmış bir bina. Ben sonradan aldım bu binayı. Ne tapu da bir sıkıntı var ne başka bir şeyde. Hamam olan yeri ben kullanmıyorum. Onun sahibi başka, adam kullanma hakkını almış. Burası Anıtlar Kurulu’na ait bir yer. Bina yapıldığı zaman böyle anlaştıklarına göre bir sıkıntı yok” dedi.

“TARİHİ ESERİN ÜZERİNDE BİNA OLMAMALI”

Bir çevre sakini de “1985’ten beri buradayım. Hamamın etrafının açılması iyi olur. Gelen turistler mesela ‘bunun üstünde ne var’ diye bakıyor. Binayı görünce, turistlerin hepsi şaşkınlıkla bakıyor. Tarihi eser burası, tarihi eserin üzerinde bina olmamalı. Tarihi eseri korumalıyız” dedi.

21 Şubat 2020 Cuma

İstanbul'da, iki bina arasında sıkışan 16 asırlık tarih..


Fatih'te bulunan 5. yüzyılda Doğu Roma İmparatoru Arkadios döneminde çıkan isyanın bastırılması üzerine, zaferi taçlandırmak üzere dikilen, günümüzde kaidesi kalan sütun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. İki bina arasında sıkışmış halde duran üzerindeki motifleri de kaybolan Arkadios Sütununda derin çatlaklar görülüyor... Osmanlı döneminde kadın esirlerin satıldığı Avrat Pazarı'nın ortasında kaldığı için "Avrat Taşı" adıyla da anılıyor.

İstanbul’un her köşesinde tarihi bir yapıya rastlamak mümkün. Bunlardan biri de 5. yüzyılda İmparator Arkadios'un çıkan isyanı bastırılması üzerine zaferini taçlandırmak için dikilen sütunu Arkadios. Sütunun günümüze kalan kaidesi ise yıllardır, Cerrahpaşa'da Haseki Kadın Sokağı’ndaki üç katlı iki binanın arasında sıkışmış durumda. Sütunun önü demir korkulukla kapatılmış, fakat üzerindeki motifler bakımsızlık nedeniyle neredeyse tamamen aşınmış ve taş yapıda derin çatlaklar halde duruyor.

Tarihi sütunun bulunduğu sokakta yaşayan Hamza Vatandaş, "Burası daha evvel çöplük olarak kullanılan, senelerdir bakımsız olan bir yer. 10-15 kafile her sene buraya ziyarete geliyor. Avrupalılar bizden çok daha fazla önem veriyor. Senede bir sefer Türklerin geldiği ve sorduğu, onun haricinde gelenlerin yüzde 80’i, yüzde 90’ının yabancıların olduğu bakımsız bir yer. Bence artık Anıtlar Kurulu’nun burayı muhafaza altına alması lazım. Cam kaplamaya alınabilir. Zamanla üzerindeki motifler kayboldu. Senelerdir bakımsız olunca bütün motifler yağmurdan zarar gördü, görünmüyor. Bu çarpık kentleşmenin bir örneği. Kimse bilincinde değildi ki oraya bir iş yeri yapılsın, bir ev yapılsın diye müsaade etsinler. Bu gibi eserler dünyanın neresinde olursa olsun muhafaza altına alınırdı. Biz de yıkmadıklarına, bina yapmadıklarına şükredelim" dedi.

"ÇOK BÜYÜK BİR KAYIP"

50 yıldır bu sokakta yaşadığını söyleyen Selma Karaca ise, "Aslında yakın okulların öğrencilerinin kesinlikle çevresindeki tarihsel kalıntıları çok iyi bilmeleri gerekiyor ki korusunlar. Korumaya daha küçüklükten başlanması gerekiyor. Bu eserlerin kapatılmasına ben çok üzülüyorum. 50 yıldır buradayım, aynı semtteyim. Çeşmeler, binaların altından çıkan kümbetler, neler oldu? Ben şahsen üzülüyorum. Yurtdışına bakıyorum, ufacık tarihi eserleri koruyorlar. Bizim kökümüz çok daha fazla, İstanbul ve Fatih çok daha güzel bir yer. Böyle bir yeri değerlendirememek çok büyük bir ziyan, çok büyük bir kayıp. Öyle motifler var ki, bir sürü yaşanmışlık var aslında. Ben burası neden korunmadı, anlayamadım. Böyle iki tane bina arasında kaldı. Birkaç kere sordum, ‘arkasında ne var acaba’ diye çok merak ettim. Arkada bir fırının başka bölümleri var. Ben taşın zedelenmeyeceğini düşünüyordum, aslında her şey bir damlayla bile zedeleniyor. Kim bilir neler eridi?" dedi.

ARKADİOS SÜTUNU

Arkadios Sütunu (Avrat Taşı), Roma İmparatorluğu'nda 5. yüzyılda İmparator Arkadios'un devrinde çıkan Got isyanının bastırılması şerefine İstanbul'da dikilmiş, üstü kabartmalarla bezeli zafer sütunu. Sütun, Haseki Hürrem Camisi'nin yanındaki alanda bulunan Arkadios Forumu'nun ortasına dikilmişti. Uzunluğu çeşitli kaynaklarda 47 metre, 50,4 metre, 46,09 metre olarak belirtililyor. Bu ölçü hem Kontantianpolis'teki hem de Roma'daki benzer sütunlardan yüksek . Günümüze sadece sütun tabanı, kaidesi ve gövdesinin en alttaki bandının bir kısmını içeren 11metrelik bölümü kaldı. Arkadios sütunu, tarihçi Teofanis'e göre MÖ 403/404 yıllarında inşa edildiği, sütunun tamamlanmasının ise II. Theodosios devrinde gerçekleştiği, sütunun üzerine Arkadios'un heykelinin konulması ile 421 yılının Temmuz ayında bir tören düzenlendiği belirtiliyor. Üzerindeki heykelin 542 ve 550 yıllarındaki depremlerde zarar gördüğü; 26 Ekim 740'ta meydana gelen depremde ise devrilip bir daha yerine konamadığı düşünülüyor. Osmanlı döneminde kadın esirlerin satıldığı Avrat Pazarı'nın ortasında kalan ve Avrat Taşı adıyla da anılan sütun, 1711 yılında onarılamayacak oranda hasarlı olması ve devrilme tehlikesi nedeniyle kaidesi dışında yıktırıldı