12 Ekim 2019 Cumartesi

Şişli'de Faslı turiste kapkaç şoku! O anlar kameraya böyle yansıdı


Şişli'de 7 aylık bebeği ve annesiyle gezmeye çıkan Faslı turist kapkaç şoku yaşadı. Bhusra Mena'nın yanına yaklaşan 4 kişi, kadının boynundaki altın kolyeyi kopararak ara sokaklara kaçtı. Polis ekipleri kaçan şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

Olay, Eskişehir Mahallesi, Kükürtlü Sokak'ta dün saat 15.00 sıralarında meydana geldi. İddiaya göre annesi ve 7 aylık bebeğiyle gezmeye çıkan Fas uyruklu Bhusra Mena, yolda yürürken yanına 4 kişi yaklaştı. Şüphelilerden 3'ü çevreyi gözetlerken biri ise turistin boynunda isminin yazılı olduğu altın kolyeyi çekerek kopardı. Altın kolyeyi alarak kaçan şüpheliler ara sokaklarda izlerini kaybettirdi. Olayın ardından çığlık atarak çevredekilerden yardım isteyen turisti vatandaşlar sakinleştirdi. Olay yerine polis ekipleri sevk edildi. Polis, şüphelilerin kaçtığı noktalardaki güvenlik kamera görüntülerini incelemeye alarak şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.

"ÇIĞLIK DUYDUM"

Olayın ardından şok yaşayan Bhusra Mena, "Boynumda altın kolye vardı. 4 kişilerdi, boynumdaki ismimin yazıldığı altın kolyeyi kopararak kaçtılar" dedi. Çığlık seslerini duyunca yardıma geldiğini belirten ve ismini vermek istemeyen bir kişi "Ben burada esnafım. Birden çığlık ve bağırış duydum. Faslı komşumuzun boynundaki altın kolyeyi çalmışlar. Biz de çok üzüldük. Görseydik mani olurduk. Çığlıkları duyunca koştuk ama Dolapdere tarafına doğru kaçtılar" dedi.

Baltalimanı hastanesinde bir doktor,meslek arkadaşını öldürdü


7 Ekim 2019 Pazartesi

Cinayet zanlısı,Beşiktaş'da bir gece kulübünde eğlenirken yakalandı

İstanbul’da iki kardeşin öldürülmesi olayına karıştığı belirlenen Ümit Değirmenci, bir gece kulübünde eğlendiği sırada Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından yakalandı. Uyuşturucu ticareti, gasp ve kasten adam öldürmenin de aralarında bulunduğu çok sayıda suçtan kaydı olduğu öğrenilen Değirmenci'nin üzerinden bir tabanca ve çok sayıda mermi çıktı     

Beşiktaş İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, asayiş uygulamaları kapsamında gece kulüplerinde denetim gerçekleştirdi. Denetimler kapsamında Kuruçeşme'de bulunan ünlü gece kulübüne giren ekipler, şüpheli davranışlar sergileyen bir kişiye üst araması yaptı. Üzerinde tabanca ve çok sayıda mermi çıkan Ümit Değirmenci isimli şüphelinin UYAP sorgulamasında cinayet zanlısı olarak arandığı anlaşılınca gözaltına alınarak emniyete götürüldü.

İKİ KARDEŞİN ÖLDÜRÜLMESİNE KARIŞMIŞ

Emniyette yapılan detaylı sorgulamada, Ümit Değirmenci'nin geçtiğimiz Ağustos ayında Tarık-Akın Alakuş kardeşlerin öldürülmesi olayına karıştığı öğrenildi. Uyuşturucu ticareti, gasp ve kasten adam öldürmenin de aralarında bulunduğu çok sayıda suçtan kaydı olduğu öğrenilen Ümit Değirmenci sevk edildiği mahkemece tutuklandı.

YAKALAMA ANI GÜVENLİK KAMERASINDA 

Şüphelinin eğlence mekanına tabanca ve çok sayıda mermi ile girmesi dikkat çekerken, ekiplerin gözaltı anları güvenlik kamerasına yansıdı.

Beyoğlu'nda bir bina çöktü...


6 Ekim 2019 Pazar

Emre Kongar: İstanbul çılgın bir yağmayla kimliğini karakterini yitirdi



Yazar Emre Kongar, yeni kitabını ve İstanbul’u,
Yüksel Şengül’e anlattı.


Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur romanında, şahane bir aşka muhteşem bir dekor olan İstanbul, Emre Kongar'ın Remzi Kitabevi'nden çıkan İstanbul (1940'lardan Bugüne Efsaneler,Anılar, İzlenimler) adlı kitabında aşk ve acıyı harmanlayarak çıkıyor okurlarının karşısına. Kongar, kitabında bu kentin geçmişini, bugününü ve geleceğini üç boyutlu bir anlatımla sunuyor okurlarına. Onunla hem İstanbul aşkını hem de kentin yok olma sürecine doğru gidişinin verdiği acıyı konuştuk. Tabii bu sohbette kurtuluş reçetelerini ve umudu da göz ardı edemezdik.


‘AŞK VE ACI İÇİÇE'



İstanbul, güzellikleriyle aşkı yaşattığı Kongar'a geçirdiği olumsuz değişimle de acı veriyor olmalı…


Evet, önce aşık oluyorsunuz, sonra da sevgilinizin gözünüzün önünde perişan edildiğini görmenin derin acısını yaşıyorsunuz. İşte bu aşkı ve acıyı anlattım kitabımda. Dünyanın hiçbir kentinde aşkla acı böylesine içiçe geçmedi hiç.

İstanbul'un yaşadığı acı değişim ona duyduğunuz aşkı etkiledi mi?

Hayır hayır… Ben dünü asla unutmayan, sürekli olarak geleceği düşleyen ama mutlaka bugünün hakkını vererek yaşayan biriyim. Aşka ve aşkın tutsaklığına evet, ama geçmişin beni tutsak etmesine hayır; onun beni tutsak etmesine izin vermem.

Yaşıtınız bir Parisli'nin kenti dolaşırken hissettikleriyle sizin İstanbul'da yaşadıklarınız farklı olmalı…

Doğru. Paris ya da Londra eskiyi de koruyarak kendi karakterleri çizgisinde yenileşen kentlerdir. İstanbul ise çılgın bir yağma ile karakterini yitiren, kimliksizleşen ve bu arada eskiyi de yok eden bir kent. Keşke biz de Paris ya da Londra'da yaşayanlar gibi olsak!

İstanbul Kağıthane iki kardeşe kurşun yağdırarak birinin ölümüne sebep olan zanlı yakalandı


‘Kıyamet-i Suğra’ en kötüsü olmuş

‘Kıyamet-i Suğra’ en kötüsü olmuş

Arşiv belgelerine göre İstanbul’da 1509, 1719, 1766, 1894, 1912 depremlerinde çok ciddi yıkım ve ölümler yaşandı. İstanbul’u tarihsel süreçte en kötü etkileyen sarsıntı ise 10 Eylül 1509 günü gece saat 04.00’te meydana geldi. 510 yıl önce merkez üssü Adalar olan 6.9 büyüklüğündeki 50 saniyelik depremde medreseler, hamamlar, cami ve kiliseler yıkılırken, 160 bin nüfuslu kentte 5 bine yakın kişi öldü. Halk arasında “Kıyamet-i Suğra” yani kıyamet günü olarak adlandırılan sarsıntı Yunanistan’dan bile hissedildi.
Arşiv kayıtlarında ise 1509 depreminde 1070 evin yerle bir olduğu, Eğrikapı-Yenikapı arasında bulunan surların yıkıldığı, Fatih Camisi kubbesinin çöktüğü bilgileri yer alıyor. Sultan 2. Bayazıd dönemine rastlayan depremin yaralarının sarılması için ülkenin her tarafından toplam 67 bin işçi ile 3 bin ustanın istihdam edildiği, İstanbul’un 65 gün içinde yeniden imar ve inşa edildiği belirtiliyor.

2008 yılında Prof. Dr. İlber Ortaylı, Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Prof.Dr Erhan Afyoncu tarafından hazırlanan “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” adlı eserin içinde tarihsel süreçteki depremler ve İstanbul’a etkileri kapsamlı olarak anlatılırken, “Küçük Kıyamet olarak adlandırılan 1509 İstanbul Depreminde halkın yüzde 10’u deprem sonucu ya öldü ya da yaralandı” bilgileri paylaşılıyor.
Eser’de ayrıca, “1509 depreminde 109 cami tamamen yıkılırken ayakta kalanların da tümünün minaresi tahrip oldu. 1070 ev yıkıldı, surlar zarar gördü, burçlardan 49’u yıkıldı Ayasofya Camii’nin ise fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı. 2. Bayazıd’ın Topkapı Sarayı’ndaki yatak odası da depremden çöktü, ancak padişah bir kaç saat önce odadan ayrıldığı için zarar görmedi. 10 Mayıs 1556’da yaşanan deprem ise hayli yıkıcı oldu. Her İstanbul depreminde olduğu gibi bu depremde de Fatih Camii büyük zarar gördü. Ayrıca Ayasofya Camii ve surlarda da hasar oluştu” deniliyor.

310 YILLIK KORKU

İstanbul’da son 310 yıllık sürede yıkım ve ölümlere yol açan depremler...
- 18. yüzyıl, İstanbul’da depremlerin kabusa döndüğü bir dönem oldu. 1708, 1711, 1712, 1715’teki depremler fazla hasar vermedi. Ama 1719 sabahı yaşanan depremde camiler, saraylar ve surlarda yıkıntılar meydana geldi.
- 22 Mayıs 1766’daki deprem yaklaşık 2 dakika sürdü. Depremin artçıları 8 ay devam ederken, yaklaşık 4 bin kişi öldü. 3. Mustafa bir kaç gün çadırda kaldıktan sonra Edirne’ye gitti.


- İstanbul’u vuran depremlerden biri 10 Temmuz 1894’te yaşandı. 18 saniye sürdü ve birbirini takip eden 3 dalga halinde etkisini hissettirdi. Kapalı çarşı hasar gördü. Halk günlerce evlerine girmedi. Deprem sonrasında 2. Abdülhamid 2 sismograf aldırdı.
- 9 Ağustos 1912’de Şarköy-Mürefte’de 7,3 büyüklüğündeki deprem İstanbul’da bir çok evin bacasının yıkılmasına, duvarlarının çatlamasına neden oldu.
- 4 Ocak 1935 ve 18 Eylül 1963 tarihindeki 6.4’lük depremleri İstanbul önemli bir hasar görmeden atlattı.


AFAD’ın gündemi toplanma alanları

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Afetlere Hazırlık Yılı Projesi’nin 4’üncü ayında, 26 Eylül’de İstanbul’da meydana gelen 5,8 şiddetindeki depremle yeniden gündeme gelen toplanma alanlarını masaya yatırdı. “Semtindeki toplanma alanını öğren ki canın sağ olsun” sloganıyla afişler hazırlayan AFAD, Türkiye’deki toplanma alanlarını anlattı.
Hazırlanan çalışmaya göre, toplanma alanları afet ve acil durumlar sonrasında geçici barınma merkezleri hazır olana kadar geçecek süre içerisinde yaşanacak paniği önlemek ve sağlıklı bilgi alışverişini sağlamak amacıyla halkın tehlikeli bölgeden uzaklaşarak toplanabileceği güvenli alanlar olarak belirleniyor. Tüm illerde belediyeler, toplanma alanlarının tespitini ve kontrolünü yedi kriter doğrultusunda yapıyor. Bu alanlar, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP) kapsamındaki 81 ilin İl Afet Müdahale Planında belirtiliyor. Daha önce kendine yakın toplanma alanını öğrenmek isteyen vatandaşlar, kurumlara başvuruyordu. AFAD’ın, afet ve acil durum toplanma alanlarını E-Devlet’e taşımasıyla birlikte, vatandaşlar bu bilgiye anında ulaşabiliyor.
15 bin 984 toplanma alanı
Barınma ve tahliye alanları, günlük hayatta toplanma alanı kavramı yerine yanlış şekilde kullanılabiliyor. Afet ve acil durum toplanma alanları, vatandaşların hızla bir araya gelmesi ve bir süre beklemesi için seçiliyor. Buna göre, İstanbul’da 2 bin 864, Türkiye genelinde yaklaşık 15 bin 984 toplanma alanı bulunuyor. Barınma alanı ise afetzedelerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için kullanılacak, çadırkent-konteynerkent kurulacak alanları tanımlıyor.
Tahliye alanı ise, vatandaşların güvenli bir şekilde afet bölgesinden tahliye edileceği, ulaşım yollarına yakın ve toplanma alanlarına nazaran daha geniş alanları belirtiyor. Barınma alanı ve tahliye alanı, toplanma alanından farklı ihtiyaçları karşıladığı için toplanma alanından farklı ölçütlere göre belirleniyor.