
‘Kıyamet-i Suğra’ en kötüsü olmuş
Arşiv belgelerine göre İstanbul’da 1509, 1719, 1766, 1894, 1912
depremlerinde çok ciddi yıkım ve ölümler yaşandı. İstanbul’u tarihsel
süreçte en kötü etkileyen sarsıntı ise 10 Eylül 1509 günü gece saat
04.00’te meydana geldi. 510 yıl önce merkez üssü Adalar olan 6.9
büyüklüğündeki 50 saniyelik depremde medreseler, hamamlar, cami ve
kiliseler yıkılırken, 160 bin nüfuslu kentte 5 bine yakın kişi öldü.
Halk arasında “Kıyamet-i Suğra” yani kıyamet günü olarak adlandırılan
sarsıntı Yunanistan’dan bile hissedildi.
Arşiv kayıtlarında ise
1509 depreminde 1070 evin yerle bir olduğu, Eğrikapı-Yenikapı arasında
bulunan surların yıkıldığı, Fatih Camisi kubbesinin çöktüğü bilgileri
yer alıyor. Sultan 2. Bayazıd dönemine rastlayan depremin yaralarının
sarılması için ülkenin her tarafından toplam 67 bin işçi ile 3 bin
ustanın istihdam edildiği, İstanbul’un 65 gün içinde yeniden imar ve
inşa edildiği belirtiliyor.
2008 yılında Prof. Dr. İlber Ortaylı,
Prof. Dr. Vahdettin Engin ve Prof.Dr Erhan Afyoncu tarafından
hazırlanan “Payitaht-ı Zemin Eminönü: Bir Dünya Başkenti” adlı eserin
içinde tarihsel süreçteki depremler ve İstanbul’a etkileri kapsamlı
olarak anlatılırken, “Küçük Kıyamet olarak adlandırılan 1509 İstanbul
Depreminde halkın yüzde 10’u deprem sonucu ya öldü ya da yaralandı”
bilgileri paylaşılıyor.
Eser’de ayrıca, “1509 depreminde 109 cami
tamamen yıkılırken ayakta kalanların da tümünün minaresi tahrip oldu.
1070 ev yıkıldı, surlar zarar gördü, burçlardan 49’u yıkıldı Ayasofya
Camii’nin ise fetihten sonra yapılan minaresi yıkıldı. 2. Bayazıd’ın
Topkapı Sarayı’ndaki yatak odası da depremden çöktü, ancak padişah bir
kaç saat önce odadan ayrıldığı için zarar görmedi. 10 Mayıs 1556’da
yaşanan deprem ise hayli yıkıcı oldu. Her İstanbul depreminde olduğu
gibi bu depremde de Fatih Camii büyük zarar gördü. Ayrıca Ayasofya Camii
ve surlarda da hasar oluştu” deniliyor.
310 YILLIK KORKU
İstanbul’da son 310 yıllık sürede yıkım ve ölümlere yol açan depremler...
- 18. yüzyıl, İstanbul’da depremlerin kabusa döndüğü bir dönem oldu.
1708, 1711, 1712, 1715’teki depremler fazla hasar vermedi. Ama 1719
sabahı yaşanan depremde camiler, saraylar ve surlarda yıkıntılar meydana
geldi.
- 22 Mayıs 1766’daki deprem yaklaşık 2 dakika sürdü.
Depremin artçıları 8 ay devam ederken, yaklaşık 4 bin kişi öldü. 3.
Mustafa bir kaç gün çadırda kaldıktan sonra Edirne’ye gitti.
-
İstanbul’u vuran depremlerden biri 10 Temmuz 1894’te yaşandı. 18 saniye
sürdü ve birbirini takip eden 3 dalga halinde etkisini hissettirdi.
Kapalı çarşı hasar gördü. Halk günlerce evlerine girmedi. Deprem
sonrasında 2. Abdülhamid 2 sismograf aldırdı.
- 9 Ağustos 1912’de
Şarköy-Mürefte’de 7,3 büyüklüğündeki deprem İstanbul’da bir çok evin
bacasının yıkılmasına, duvarlarının çatlamasına neden oldu.
- 4 Ocak 1935 ve 18 Eylül 1963 tarihindeki 6.4’lük depremleri İstanbul önemli bir hasar görmeden atlattı.
AFAD’ın gündemi toplanma alanları
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Afetlere Hazırlık Yılı
Projesi’nin 4’üncü ayında, 26 Eylül’de İstanbul’da meydana gelen 5,8
şiddetindeki depremle yeniden gündeme gelen toplanma alanlarını masaya
yatırdı. “Semtindeki toplanma alanını öğren ki canın sağ olsun”
sloganıyla afişler hazırlayan AFAD, Türkiye’deki toplanma alanlarını
anlattı.
Hazırlanan çalışmaya göre, toplanma alanları afet ve
acil durumlar sonrasında geçici barınma merkezleri hazır olana kadar
geçecek süre içerisinde yaşanacak paniği önlemek ve sağlıklı bilgi
alışverişini sağlamak amacıyla halkın tehlikeli bölgeden uzaklaşarak
toplanabileceği güvenli alanlar olarak belirleniyor. Tüm illerde
belediyeler, toplanma alanlarının tespitini ve kontrolünü yedi kriter
doğrultusunda yapıyor. Bu alanlar, Türkiye Afet Müdahale Planı (TAMP)
kapsamındaki 81 ilin İl Afet Müdahale Planında belirtiliyor. Daha önce
kendine yakın toplanma alanını öğrenmek isteyen vatandaşlar, kurumlara
başvuruyordu. AFAD’ın, afet ve acil durum toplanma alanlarını E-Devlet’e
taşımasıyla birlikte, vatandaşlar bu bilgiye anında ulaşabiliyor.
15 bin 984 toplanma alanı
Barınma ve tahliye alanları, günlük hayatta toplanma alanı kavramı
yerine yanlış şekilde kullanılabiliyor. Afet ve acil durum toplanma
alanları, vatandaşların hızla bir araya gelmesi ve bir süre beklemesi
için seçiliyor. Buna göre, İstanbul’da 2 bin 864, Türkiye genelinde
yaklaşık 15 bin 984 toplanma alanı bulunuyor. Barınma alanı ise
afetzedelerin barınma ihtiyaçlarını gidermek için kullanılacak,
çadırkent-konteynerkent kurulacak alanları tanımlıyor.
Tahliye
alanı ise, vatandaşların güvenli bir şekilde afet bölgesinden tahliye
edileceği, ulaşım yollarına yakın ve toplanma alanlarına nazaran daha
geniş alanları belirtiyor. Barınma alanı ve tahliye alanı, toplanma
alanından farklı ihtiyaçları karşıladığı için toplanma alanından farklı
ölçütlere göre belirleniyor.